Türkiye’nin En İyi Chat Odalarına Hoşgeldiniz.

Türkiye’de 2011 Mayıs Ay’ından itibaren ücretsiz chat ve sohbet hizmeti sunan bir web sayfasında bulunmaktasınız.

chat yap


Sitemizin kurulma amacı; Türkiye ve dünya çapında farklı dil, din, ırk sahip insanlardan karşılık beklemeksizin ücretsiz bedava sohbet, chat, arkadaşlık ve dostluk ortamı sağlayıp seviyeli kaliteli bir şekilde özgürce sohbetini edebilmelidir. Bize google ve diğer arama motorları aracılığıyla “idealchat” yazıp girebilirsiniz.

 

Sürekli güncel tutulan bir chat sitesidir.

 

Chat Odalarımızda eğlence için açılan #Oyun #Yarisma #Kelime eğlence kanallarında her ay ilk 3 e girenlere ödül verilmektedir.

Yarışma Ödülü - Oyun ÖdülüKelime Ödülü

 

Bu ödülleri sizlerde kazanabilrsiniz, farklı süpriz ödüllerle sizlerle olacağız:)


Comments 10 Yorum »

Sizler için hazırladığımız ve her kullanıcımızı düşündüğümüz en ideal mIRC‘imizi sizlerin paylaşımına sunuyoruz.

Sadeliği ile göz kamaştıran ve özellikleriye kullanıcılarımızın komut sıkıntısından kurtaran ilk mIRC.

İlk versionumuzda sizler için Radyo mIRC, Haber mIRC, Oyun mIRC, Müzik mIRC, Kamerali mIRC özelliklerinin hepsini iChat mIRC’imizde bulabiliceksiniz.

Kullanımının basitliği, sadeliği ve bir çok özellikleriyle  iChat mIRC ilk versionu sizlerin hizmetinde.

Sadeliği İle Göz Dolduran Tamamen Türkçe Ve Bir O kadarda Kullanımı Basit Olan mIRC Programı

idealchat script v1 Programını indirerek yeni arkadaşlıklar edinebilir, ortamlar kurabilirsiniz.

iChat mIRC v1′i indirmek için tıklayın resmi ->->->->

mirc indir

Tags: mirc indir, türkçe mirc indir, ideal script, ideal mirc, sohbet programı, chat programı

Comments 13 Yorum »

Ömer ÇETİNKAYA ‘nın bizlerle paylaştığı güzel ve anlamlı dostluk şiirlerini sizlerle paylaşıyoruz, keyifli okumalar.

dostlukDostluk Resmi

Dost Dediğin Böyle Olur Şiiri

Çağırmadan çıkar gelir,
Dost dediğin böyle olur.
Gönlündün geçeni bilir,
Dost dediğin böyle olur.

Davete icabet eder,
O gelince biter keder,
Sözü doğru dili şeker,
Dost dediğin böyle olur.

Varınla var yoğunla yok,
Sen aç iken o olmaz tok,
Arada bulunmaz yok yok,
Dost dediğin böyle olur.

Acıyın çoğunu alır,
Her acıya çare bulur,
Dar günde yanında olur,
Dost dediğin böyle olur.

Dostluğun SANAL,ı olmaz,
Sahte dostlar dost bulamaz,
Neden söz yerini bulmaz,
Dost dediğin böyle olur.

Ömer Çetinkaya dostun,
Ölenece dost tur kastım,
Sözüme kalıbım bastım,
Dost dediğim böyle olur…

Yazar: Ömer ÇETİNKAYA

 

Comments Yorum Yok »

En güzel hayat bu

En güzel özgün makaleler sizler için sitemizde paylaşmaya devam ediyoruz, okuyun ve yorumlarınızı yapınız, iyi okumalar dileriz:)

hayat resimleri

Esnaf bir baba ile ev hanımı bir annenin 3. çocuğuyum ben… 3. kız çocuğu benden sonra iki kız kardeşim daha var… En son kardeş elbette erkek Anadolu’da benim gibi erkek evlat için dünyaya gelmiş milyonlarca hemcinsim ile aynı kaderi paylaşıyorum … Şanssızlık mı bu, bilmiyorum… Öyleyse bile bunu kendi lehine çevirebilen şanslı guruptayım ben… Anneme sorarsanız erkek çocuk için değil, kalabalık aileyi sevdiği için doğmuşuz ama hala inanmak istemiyorum ben buna… Çünkü, her doğumda, her kız çocuğundan sonra üzülen bir babaannem varmış… O zamanlar bunu idrak edecek yaşta değildik elbette ama… İlerleyen yıllarda babaannemin bizi her ziyaretinde erkek kardeşim için özel hediyeler getirmesi küçükte olsa kanıttı bizim için….
Erkek kardeşimin en küçüğümüz olması, iki ablamın ise annemin baskıları ile hanım hanımcık ( 4 4 lük ev hanımı ) olarak yetiştirilme çabaları…. Benim ise kişiliğimden kaynaklı biraz asi, özgürlüğüne düşkün, bildiğini okuyan bir insan olarak, esnaf olan babamın dükkanında evden uzakta rahat olarak yetişmemi sağladı… Evin erkek Fatma’sı idim… Erkek kardeşim büyüyüp babama yardımcı olacak yaşa gelene kadar onun rolünü üstlenmiştim bir anlamda… Annemin zoru ile örgü, dikiş, nakış…vs gibi bilimum anneciğimin tabiri ile her kadına lazım olacak donanımları edinmiş bile olsam diğer kızkardeşlerim gibi olmadım hiç… Tüm harçlıklarımı biriktirip kitap alırdım.. Yeni bir kitap parası birikene kadar da aldığım son kitabı okurdum… Harçlıklarımı arkadaşlarımın bir çoğu gibi okul kantininde değil, kitap almak için biriktirirdim, bu benim tercihimdi… Ve bu yıllarca böyle devam etti… Annemle evin içinde hep kovalamaca oynadık durduk… Evlendiğin zaman eşin senden okuduğun kitapları istemeyecek Çeyiz isteyecek, yemek isteyecek gibi serzenişleri hep devam etti… Gerçekten de evlendiğim vakit yemek yapmayı bilmiyordum Aslında evliliğim bile nasıl oldu anlamamıştım… Aklımda evlilik yoktu…Evlenmeye hazır değildim, evliliği düşünmüyordum bile… Ama bir de baktım evliyim Üstelik evliliğim bile diğer kızkardeşlerimin evlilikleri gibi olmamıştı … Ailemden ayrı ve habersiz olmuştu… Bu aykırılık mı bilmiyorum ama eğer öyle ise hala diğer kızkardeşlerim gibi değilim… Aslında o zamanlar, bugünler için sinyalmiş Yıllarca eş, arkadaş, dost, sırdaş,….vs. olan eşim ile hiç kavgamız olmadı… Pırlanta gibi iki evlat sahibi olduk … Hayat sürprizlerle dolu… Gün geldi, birbirimize ağır geldiğimizi düşünerek yollarımızı ayırmaya karar verdik…. Yine ailemden habersiz… Canım anneciğim, yıllar önce evliliğime engel olmak istediğinde asi kızına nasıl mani olmamışsa… Yıllar sonra da boşanma isteğimi duyduğunda kıyametleri kopardı… Kararımızı vermiştik biz… Karşı çıktıklarını bildiğim içinde anne ve babama haber vermeden, yalnızlığı seçtim… Gelinliğimle girdiğim evden, kefenle çıkmadım… Annemin hayat felsefesine tersti bu çünkü… Hayatımla ilgili kararları alırken annemi ve babamı kırmak istediğim son şey olurdu elbette… Bu hayat benimse, nasıl yaşayacağıma kendim karar veriyordum sadece… Yaptığım tek şey buydu aslında… Her ne kadar çevrem özellikle de ailem tarafından inatçılık yaftası yapıştırılmış bile olsa ismi kararlı olmak, ne istediğini bilmekti bana göre…

Mesleğimle ilgili keşkelerim ve pişmanlıklarım olmadı demiştim… Hayatım ile ilgili kararları alıp uygularken de olmadı KEŞKE ve PİŞMANLIKLAR… Aldığım bütün kararları, kendi irademle almış, uygulamıştım… Hayat felsefemdir zaten, Kasımpaşa’yı yakar, gider paşa paşa yatarım… Hem meslek hem özel hayatımda Kasımpaşa’yı yaktım ve paşa paşa tüm sonuçlarına katlandım… Kimseye eyvallahım olmadı…. Yüreğimin bir tarafına hiç söz geçiremedim.. Ama diğer tarafı ile hayatımı, aldığım kararları hep akla ters düşmeyecek şekilde alıp uyguladım… Yüreğimin peşine düşüp gitmedim hiç…
Eşim ile yollarımızı ayırdığımız vakit, bir çok kadının bunu yapmak isteyipte yapamadığını, buna toplum, aile, eş baskısı yüzünden cesaret edemediğini gördüm… Ülkemde kadının adı yok gerçekten… Her yanımızda Ünzile’ler var… Bu konuda çok şanslıyım belki de; babam dünya tatlısı bir adamdır… Onca yıl aynı yastığa baş koyduğum eşim ilede evliliğim boyunca büyük anlaşmazlıklar yaşamadık veya şiddet vs..vs.. görmedim… Ancak çevremde üniversite mezunu, toplumda saygın yer edinmiş bir çok kadının, yine üniversite mezunu toplumda bir yeri ve kariyeri olan eşleri tarafından şiddet gördüğünü biliyorum…
Geriye dönüp baktığımda ise; Anadolu’nun çeşitli yerlerinde köy – kent demeden görev yapmış bir öğretmen görüyorum… İki çocuğum ise bana Rabb-im’in verdiği en güzel hediye… Hayattan ya da mesleğimden katlar, yatlar,hanlar, hamamlar sahibi olmadım ama Şırnak’tan Tekirdağ’a kadar, ülkemin her yerinde vatan, bayrak, millet sevgisi ile yetiştirmeye çalıştığım yüzlerce öğrencim var… Onların bir çoğu artık birer yetişkin… Umarım bende diğer meslektaşlarım gibi onları güzel yerlede görüp hem onlarla hemde kendimle gurur duymak hayatın bana verdiği veya benim hayattan aldığım en güzel hediye olacak… Ardımda güzel eserler bıraktığıma inanıyorum…
Biliyorum ki, insanlar inandıkları gibi yaşamazlarsa, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar…

Tags: en güzel hayat, hayat, hayat resmi, hayata dair, hayat bu, hayat yazıları, hayat makalesi, hayatın hikayesi, hayatın yükü, güzel bir yaşam, chat, sohbet

Comments Yorum Yok »

Elfida arkadaşımızdan hayat’a dair güzel inciler sizler için idealchat.net adresinde.

elfidaElfida

İlkokula başladığım günü hatırlıyorum…. 6 yaşına girmemiştimm… İki ablamla birlikte okula gitmek için yaptığım baskılar işe yaramıştı. Okul müdürü babamın müşterisiydi, babamın ricasını kırmamış okula kabul etmişlerdi beni…
Okul serüvenim böyle başladı ve hala devam etmekte… Okumayı hep çok sevdim…
İlk,  orta ve lise doğup büyüdüğüm şehirde geçti… Babamın işi nedeniyle gezi ve tatil bilmeden büyüdük… Üniversiteye kadar Ankara ve İstanbul dışında şehir görmedim… Üniversite yılları ile başlayan ve hala bitmeyen ülke turuna devam etmekteyim… Başka şehirlerde yaşamak korkutmadı beni hiç… Yaşamadığım şehirleride gezip görmek istedim hep ve yaz tatillerinde hep farklı yerleri gördüm… Hayran olduğum, belki hayranlık kelimesinin bile eksik kaldığını düşünürüm bazen…Aşık olduğum ülkemin hemen her yerini gezip görme şansım oldu…
Eğitim sisteminin azizliğine uğrayan insanlardan biriyim…Hiç aklımda olmayan, düşünmediğim bir meslek edindim çünkü….
Siyaset bilimci, uluslararası ilişkiler, hukuktu hayalimdeki mesleklerdi ama olmadı…
Eğitim fakültesinde buldum kendimi….Hem de alakasız bir bölümde…Mezun olduğum okulla uzak yakın ilgisi yok….
Ama oldu işte…. Teknoloji – tasarım öğretmeni olarak bitirdiğim okul sonrası 5 yıllık bir ara ile ( şimdiki KPS sınavı o tarihlerde sadece öğretmenler için vardı ) sınıf öğretmeni olarak atandım ilk görev yerime… İlk görev yerimdi Şırnak… Terör olaylarının en yoğun yaşandığı tarihlerde atanmıştım… 5 yıllık mecburi bir bekleyişten sonra atanmış olmak öyle mutlu etti ki beni Güneydoğu Anadolu’yu bir daha ne zaman görecektim… Zamanlama yanlıştı belki ama olsunn… Annem, canım anneciğim ” kızım gitme..!! dediğinde ” …” kim gidecek..? ” diye cevap verdim… Ben gitmezsem, kim gidecek…? Hem neden okumuştum o zaman… Neden öğretmen olmuştumm…? Subay olan bir akrabam bana şöyle demişti: ” TÜRK bayrağının dalgalandığı her yerde öğretmen ve asker görev yapmak zorundadır kızım…!! “…. Üstelik kendi kızım için gitmek zorundaydım…. Eşim Tekirdağ’a ben ise Şırnak’a atanmıştık… Zor gelmiyordu ki bize… Öğretmen diplomasına sahip olduğum halde okullarda öğretmen vekili olarak çalışmak daha çok dokunuyordu çünkü…
Stajyerlik sonrası düzelecekti zaten… Düzeldi de…
Zaman, insanların ihtiyacı olan tek şey…
Aradan yıllar geçti, mesleğimde sona yaklaşıyorum artık…
İsteyerek seçmediğim mesleğimde iyi olmak için çalıştım hep…Herhangi bir meslek değildir ÖĞRETMENlik…. İşi insanla olan tüm meslekler zordur elbette ama öğretmenlik farklı… Sınıf öğretmenliği ise bambaşka… Ana kucağından çıkıp gelen bomboş, işlenmeye hazır beyinler… Siz örneksiniz onlar için… Her sözünüz emirdir… Kimseyi dinlemez sizi dinlediği kadar… Günahsız, masum, tertemiz küçük insanlar… O yüzden günahı çoktur öğretmenliğin ve belki de o yüzdendir kutsiyeti… Öğretmenlikten aldığınız manevi hazzı başka hiç bir yerde bulamazsınız…
Emeğinizin karşılığını hemen bir kaç günün sonunda görmeye başlarsınız… Ve bu ömür boyunca devam eder… Geriye dönüp baktığım zaman, keşkelerim ve pişmanlıklarım olmadı mesleğimle ilgili…. Tesadüfen sahip olduğum mesleğime dört elle sarıldım… Hep merak ettim, hep öğrendim… Öğretirken, öğrenciliğe devam ettim… Mesleğimle ilgili kaprislerimde olmadı hiç… Tayinim nereye çıktıysa gittim … Torpil aramadım mesela… Bu anlamda da kendimle gurur duydum hep…
Doğru bildiğim yolda gittim hep… Aklıma yatmayan hiç bir şeyi, öyle olması gerekiyordur diye sırf birilerini mutlu etmek için yapmadım…
Sevgili Günlük ; yazacağım ne çok şey varmış …. Sonra devam edelim olur mu..??

Tags: elfida, elfide yazısı, elfida makalesi, elfida hayatı, elfida incileri, elfida paylaşımı, elfidanın hayatı, elfida oku, elfide resimleri, chat, sohbet

Comments Yorum Yok »